Revizyon burun ameliyatı riskleri ve tüm bilmeniz gerekenler: Doç. Dr. Burak Sercan Erçin anlattı

Revizyon burun ameliyatı, daha önce yapılmış burun estetiği (rinoplasti) operasyonunun sonucundan memnun kalmayan hastalar için uygulanan bir cerrahi prosedürdür. Peki, revizyon burun ameliyatını hangi durumlarda yaptırmalıyız? Riskleri nelerdir? İyileşme süresi nedir? Detaylarına birlikte bakalım.

Revizyon burun ameliyatının amacı, önceki operasyonun bıraktığı istenmeyen şekil, fonksiyon veya estetik problemleri düzeltmektir. Burun revizyon ameliyatlarında deneyim ve uzmanlık oldukça önemlidir. Uzman bir plastik cerrah ile görüşmek, beklentilerinizi ve potansiyel riskleri anlamak açısından önemlidir. Biz de Elele.com.tr olarak sizler için Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Sercan Erçin'e  burun revizyonu ameliyatının tüm detaylarını sorduk...

Doç. Dr. Burak Sercan Erçin
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin

1. REVİZYON BURUN AMELİYATI NEDİR?

Revizyon burun ameliyatı, daha önce burun estetiği (rinoplasti) geçirmiş ancak estetik veya fonksiyonel açıdan istenilen sonuca ulaşamamış hastalara uyguladığımız düzeltme ameliyatıdır. İlk operasyon sonrasında ortaya çıkan şekil bozuklukları, nefes alma problemleri veya asimetriler gibi sorunları gidermek için tercih ediliyor. Revizyon rinoplasti, genellikle ilk ameliyata kıyasla daha zorlu olabilir çünkü burun anatomisi değişmiş, kıkırdak ve doku rezervlerinde azalma yaşanmış olabiliyor.

2. -Revizyon burun ameliyatlarında sizin gözlemlerinize göre hastalar en çok hangi sorunlar nedeniyle revizyon ameliyat talep ediyorlar?

Revizyon burun ameliyatlarına başvuran hastaların taleplerini genel olarak estetik ve fonksiyonel nedenler olarak iki ana gruba ayırabiliriz. Estetik anlamda en sık karşılaştığımız taleplerden biri burun ucundaki düşme ya da asimetri şikayetleri oluyor. İlk ameliyattan sonra burun ucunun zamanla düşmesi veya eğrilik oluşması hastaları oldukça rahatsız etmesinin yanı sıra yine burun sırtında oluşan çökme, yani saddle nose deformitesi dediğimiz durum ya da kemik düzensizlikleri de sıkça düzeltilmek istenen durumlar arasında yer alıyor. Burun delikleri arasında belirgin boyut ya da şekil farkı, yani asimetri de hastaların bize sıkça başvurma nedenlerinden biri oluyor. Bazı hastalarda ise ilk ameliyatta burun yapılarının fazla inceltilmiş olması doğal olmayan ya da zayıf bir görünüm yaratabiliyor; bu da revizyon talebine neden oluyor. Elbette bazı durumlarda ise hasta, ilk ameliyatın sonucunu estetik açıdan yeterli bulmayabilir ve farklı bir burun şekli isteyebilir.

Fonksiyonel olarak ise en sık karşılaştığımız sorunlar nefes alma problemleri oluyor. İlk ameliyat sonrası burun içi valv yetmezliği, septum deviasyonu ya da konka hipertrofisi gibi durumlar hava akışını olumsuz etkileyebilir. Bunun yanı sıra burun kıkırdaklarının aşırı çıkarılması nedeniyle destek kaybı yaşanabilir ve bu da burun yapısının çökmesine, dolayısıyla fonksiyon kaybına yol açabilir. Bir diğer sık karşılaşılan durum ise burun kanatlarının içe doğru çökmesi, yani alar kollaps; bu da solunum sırasında burun deliklerinin kapanmasına neden olabiliyor.

Revizyon rinoplastiler, cerrah açısından ilk ameliyata göre teknik olarak daha zorlu operasyonlar olabiliyor ve çoğu zaman ek kıkırdak grefti gerektirebiliyor. Bu greftler genellikle kulak ya da kaburgadan alınıyor. Bu nedenle, ilk ameliyatın planlamasında olduğu gibi revizyon cerrahisinde de büyük bir titizlik ve detaylı değerlendirmek önemli bir şart haline geliyor.

3. Hep bir mit olarak “doktorlar revizyon burun ameliyatını çok zor kabul ederler” denir, bu doğru mudur? Evet ise, sebebi nedir? Revizyon ameliyattaki riskler nelerdir?

Evet, bu oldukça yaygın bir inanış olmasının yanı sır açıkçası büyük ölçüde de doğru. Pek çok cerrah revizyon burun ameliyatlarını seçici bir şekilde kabul ediyor. Çünkü, öncelikle, bu tür ameliyatlar teknik anlamda ilk operasyona göre çok daha zorlu. Çünkü hastanın anatomisi artık değişmiş; kıkırdaklar, kemik yapıları ve destek dokular genellikle ilk ameliyatta farklı şekillerde modifiye ediliyor. Bu durum, cerrahın ameliyat sırasında hem daha dikkatli hem de daha yaratıcı olmasını gerektirir. Ayrıca, önceki ameliyattan kalan skar dokusu da cerrahi süreci zorlaştırabilir. Doku iyileşme kapasitesi azalmışsa, istenilen sonucu elde etmek çok daha meşakkatli hale gelir. Bununla birlikte, revizyon ameliyatlarında çoğu zaman yeterli kıkırdak dokusu bulunmadığı için kulak ya da kaburgadan kıkırdak grefti almak gerekebilir; bu da ameliyatı daha kompleks hale getirir.

Teknik zorlukların dışında, hasta tarafında da bazı riskler ve hassasiyetler söz konusu. İlk ameliyattan memnun kalmayan hastalar, ikinci girişimde neredeyse kusursuz bir sonuç bekleyebiliyorlar. Ancak gerçek şu ki, cerrahi anlamda her zaman yüzde yüz ideal bir burun elde etmek mümkün değil. Hele ki sosyal medyanın da etkisiyle bazı hastaların beklentileri gerçeklikten uzak olabiliyor. Revizyon cerrahisinin, sıfırdan bir burun yapmakla aynı şey olmadığını vurgulamak gerekiyor; çünkü bazı sınırlamalar mutlaka söz konusu.

Ayrıca revizyon ameliyatlarında komplikasyon riski de daha yüksektir. Örneğin, daha önce ameliyat edilmiş dokularda kan dolaşımı zayıflayabilir, bu da iyileşmeyi olumsuz etkiler. Enfeksiyon ve yeni skar oluşumu riski de ilk ameliyata göre daha fazladır. Ve şunu da belirtmek gerekir ki, başarılı geçen bir revizyon ameliyatı bile zaman zaman küçük düzeltmeler gerektirebiliyor.

Tüm bu zorluklara rağmen son iki yılda gerçekleştirdiğim rinoplasti ameliyatlarının yarısını revizyon vakaları oluşturuyor. Bu oranın önümüzdeki yıllarda daha da artacağını öngörüyorum. Bu da bize, revizyon cerrahisine duyulan ihtiyacın ve ilginin giderek arttığını gösteriyor.

Önceki ameliyattan kalan skar dokusu da cerrahi süreci zorlaştırabilir. Doku iyileşme kapasitesi azalmışsa, istenilen sonucu elde etmek çok daha meşakkatli hale gelir. Bununla birlikte, revizyon ameliyatlarında çoğu zaman yeterli kıkırdak dokusu bulunmadığı için kulak ya da kaburgadan kıkırdak grefti almak gerekebilir; bu da ameliyatı daha kompleks hale getirir.

4. Revizyon burun ameliyatı için gelen hastanın beklentileri nelerle çerçeveli olmalıdır? Yani hasta neyi beklemeli neyi beklememelidir?

Revizyon burun ameliyatı düşünen hastaların öncelikle beklentilerini gerçekçi bir çerçevede değerlendirmeleri çok önemli. Bu ameliyatlar genellikle tamamen mükemmel bir burun elde etmek için değil, mevcut durumdan belirgin bir iyileşme sağlamak için yapılır. Estetik olarak burnun daha doğal, dengeli ve yüzle uyumlu hale gelmesi hedeflenir. Ancak her hastanın anatomik yapısı farklıdır ve bazı sınırlamalar nedeniyle kusursuz bir sonuç her zaman mümkün olmayabilir.

Fonksiyonel anlamda ise hastalar genellikle burun tıkanıklığı ya da nefes alma sorunlarının düzelmesini bekler ki bu konuda çoğu zaman ciddi bir iyileşme sağlanabilir. Yine de burnun tüm fonksiyonlarının tamamen kusursuz hale gelmesi her zaman garanti edilemez. Bu noktada önemli olan, hastanın ameliyatın sağlayabileceği kazanımlar hakkında bilinçli ve doğru bilgilendirilmiş olmasıdır.

Bir diğer kritik konu ise iyileşme süreci. Revizyon burun ameliyatlarında genellikle ödem ve iyileşme süreci ilk ameliyata göre daha uzun sürer. Bu nedenle, sabırlı olunması gerekir. Burnun nihai şeklini alması bazen bir yılı bulabilir. Bu süre zarfında, özellikle şişliklerin inmesi ve burnun oturması zaman alıyor.

Öte yandan, bazı hastalar ne yazık ki burunlarını adeta sıfırdan yeniden yapılacakmış gibi bir beklentiye girebiliyor. Bu, revizyon rinoplastide mümkün değil. Çünkü zaten daha önce ameliyat edilmiş bir burunda, mevcut yapılar üzerine çalışılır. Başka birinin burnunu birebir istemek de gerçekçi bir beklenti değildir; burada da yüzün yapısına en uygun doğal sonuç hedeflenmelidir.

Sonuç olarak, revizyon burun ameliyatları, deneyimli cerrahlar tarafından doğru hasta seçimiyle yapıldığında son derece başarılı sonuçlar doğurabilir. Ancak bu sürecin her iki taraf için de sabır ve gerçekçi beklentiler gerektirdiğini unutmamak gerekiyor.

5. -Revizyon burun ameliyatı sonrasında ne kadar süre sonra beklentilerin karşılandığına emin olunabilir? İyileşme olmasa bile ameliyatın başarısını belirleyen emare ne zaman görülür?

Revizyon burun ameliyatı sonrasında nihai sonuçları görebilmek için genellikle bir yıl kadar sabırlı olmak gerekiyor. Elbette, ameliyatın başarısına dair bazı ipuçları ve olumlu gelişmeler ilk birkaç ay içinde kendini göstermeye başlar. Ancak burnun tamamen oturması ve tüm detayların netleşmesi zaman alır.

İlk üç ay, iyileşmenin başlangıç aşamasıdır. Bu dönemde şişliklerin önemli bir kısmı, yaklaşık yüzde 60-70’i iner. Ancak özellikle burun ucu ve sırtı gibi bölgelerde hafif ödemler devam edebilir. Bu süreçte burnun genel şekli ortaya çıkmaya başlar ama detaylar henüz tam oturmaz.

Altıncı aya gelindiğinde ise burnun hatları daha belirgin hale gelir. Kıkırdaklar ve yumuşak dokuların büyük ölçüde iyileştiğini görürüz. Bu dönemde özellikle solunum fonksiyonları da net bir şekilde değerlendirilebilir. Eğer ilk aylarda nefes alma ile ilgili sıkıntılar yaşanmışsa, çoğunlukla bu süreçte bu şikayetlerde iyileşme gözlenir.

On ikinci ay, yani bir yılın sonunda ise artık burnun nihai şekli ortaya çıkar. Deri altındaki dokular tamamen oturmuş olur. Eğer herhangi bir asimetri ya da iyileşme ile ilgili sorun varsa, bunlar da bu aşamada netleşir. Bazı hastalarda, küçük düzeltmelere ihtiyaç duyulabiliyor ve bu tür detaylar genellikle ilk yılın sonunda değerlendirilir.

Kısacası, üçüncü aydan itibaren genel hatlar görünür hale gelir, ama ameliyatın gerçek ve kalıcı sonucunu görmek için mutlaka bir yılı tamamlamak gerekir.

6. Revizyon burun ameliyatında istenen sonuca ulaşmayı zorlaştıran faktörler var mıdır? Örneğin hastanın burnunda kıkırdak eksikliği vs gibi…

Evet, revizyon burun ameliyatlarında mükemmel sonuca ulaşmak, ilk ameliyatlara kıyasla çok daha zorlayıcı olabilir. Bu süreci etkileyen pek çok faktör var ve bunların bir kısmı hastanın mevcut anatomik yapısından, bir kısmı ise iyileşme sürecine olan uyumdan kaynaklanır.

Öncelikle anatomik zorluklara değinmek gerekirse, en önemli faktörlerden biri kıkırdak eksikliğidir. İlk ameliyatta kıkırdak dokular fazla alınmışsa, revizyon sırasında burna gerekli desteği sağlamak zorlaşır. Bu gibi durumlarda hastadan kulak ya da kaburga kıkırdağı alınarak ek destek sağlanması gerekebilir. Bir diğer önemli konu ise deri kalınlığıdır. Kalın derili burunlarda, alttaki kıkırdak ve kemik yapı ne kadar özenle şekillendirilse de dışarıdan bu detayları görmek zor olabilir. Öte yandan, çok ince derili burunlarda ise en ufak bir düzensizlik bile hemen fark edilir, bu da estetik açıdan ekstra bir hassasiyet gerektirir. Ayrıca, önceki ameliyattan kalan skar dokuları, cerrahın burnu yeniden şekillendirmesini hem teknik hem de estetik olarak zorlaştırabilir.

Cerrahi açıdan ise kan dolaşımı problemleri ön plana çıkar. Daha önce ameliyat edilmiş burunlarda kan akışı azalmışsa, bu durum iyileşmeyi geciktirir ve komplikasyon riskini artırır. Yeni eklenen kıkırdak ya da dokular, yeterli beslenemezse istenilen sonucu elde etmek mümkün olmayabilir. Bazen doku reddi ya da enfeksiyon gibi risklerle de karşılaşabiliriz.

Hasta kaynaklı faktörler de süreci doğrudan etkiler. Revizyon ameliyatı, sıfırdan yapılan bir ameliyat değildir; dolayısıyla hastanın bu farkı anlaması ve mükemmellik beklentisinden uzaklaşması gerekiyor. Gerçekçi beklentilere sahip olmak, memnuniyetin en temel şartı. Ayrıca sigara kullanımı gibi alışkanlıklar doku iyileşmesini ciddi şekilde olumsuz etkiler. Bunun yanı sıra, iyileşme sürecinde burna alınan darbeler, doktorun önerdiği bakım rutinlerinin ihmal edilmesi gibi durumlar da ameliyatın başarısını doğrudan etkileyebilir.

Kısacası, kıkırdak eksikliği, deri yapısı, önceki cerrahilerde oluşan değişiklikler ve hastanın iyileşme sürecine olan uyumu, revizyon ameliyatının sonucunu belirleyen en kritik faktörler arasında yer alıyor.

Revizyon burun ameliyatında istenen sonuca ulaşmayı zorlaştıran en önemli faktör kıkırdak eksikliğidir.

7. Revizyon burun ameliyatlarından sonra burun ucu hissizliği ya da skar sorunları yaşanır mı?

Revizyon burun ameliyatlarından sonra burun ucunda geçici hissizlik yaşanması oldukça sık görülen bir durumdur. Bunun sebebi, ameliyat sırasında burun ucundaki küçük sinir uçlarının etkilenmesidir. Bu sinirlerdeki hassasiyet zamanla geri gelir. Genellikle 3 ila 6 ay içinde sinirler kendini yeniler ve his kaybı giderek azalır. Ancak bazı vakalarda, özellikle birden fazla revizyon ameliyatı geçirmiş hastalarda bu süreç biraz daha uzun sürebilir; hatta çok nadiren de olsa hafif bir his kaybı kalıcı olabilir.

Skar yani yara izi konusuna gelirsek, özellikle açık teknikle yapılan revizyonlarda burun altındaki kolumella bölgesinde ince bir kesi izi olabilir. Bu iz, çoğunlukla zamanla silikleşir ve estetik olarak rahatsız edici bir görüntü oluşturmaz. Ancak daha önce birkaç kez ameliyat geçirmiş burunlarda, cilt altı skar dokusu biraz daha fazla olabilir. Bu da burun ucunda sertlik hissine yol açabilir ve burnun son şeklini alması zaman alabilir.

Özetle, hem hissizlik hem de skar oluşumu genellikle geçici durumlardır. Her hastanın iyileşme süreci farklılık gösterse de, uygun takip ve bakım ile bu süreçler başarıyla yönetilebilir.

8. Revizyon burun ameliyatı sonrası iyileşme süresi nedir? Hasta günlük hayatına ne zaman döner, bantların çıkması ve makyaj yapılabilir duruma gelmek ne kadar sürer?  

Revizyon rinoplasti sonrasında iyileşme süreci, ilk burun ameliyatına göre genellikle biraz daha uzun ve sabır gerektiren bir dönem. Bunun temel nedeni, burun dokularının daha önce bir cerrahi işlem geçirmiş olması ve vücudun ikinci kez iyileşme sürecine girmesidir.

İlk hafta, yani erken dönem iyileşme sürecinde burun içi tamponlar ve atel genellikle 7 ila 10 gün içinde çıkarılır. Bu dönemde ödem ve morlukların büyük kısmı azalır, ama hafif şişliklerin kalması oldukça normal. Hastalar genellikle 10 ila 14 gün içinde günlük hayatlarına dönebiliyorlar. Ancak burada bahsettiğimiz, hafif tempolu, yoğun fiziksel efor gerektirmeyen aktiviteler. Spor gibi ağır egzersizler içinse en az 4 ila 6 hafta beklenmesi şart.

İlk ay içinde burnun şişliği yaklaşık yüzde 50 oranında iner ve genel şekli belirginleşmeye başlar. Bantlar ise genellikle 10 ila 14. günlerde tamamen çıkarılır. Bu aşamadan sonra hafif makyaj yapılabilir; ancak dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, buruna kesinlikle baskı yapılmaması. Gözlük kullanımı bu süreçte önerilmez; lens kullanımı daha güvenli bir seçenek olur.

Üçüncü aydan altıncı aya kadar geçen süreçte, şişliklerin yüzde 80 ila 90’ı iner. Burnun hatları daha da belirgin hale gelir ve skar dokusu yavaş yavaş yumuşamaya başlar. Bu dönemde, cerrahın uygun görmesi halinde hafif masaj uygulamaları ile iyileşme desteklenebilir.

Bir yılın sonunda ise burun artık son şeklini almış olur. Eğer hafif asimetriler ya da küçük dokunuşlara ihtiyaç varsa, bunlar da bu aşamada değerlendirilir.

Yani günlük hayata dönüş süresi 10 ila 14 gün, bantların çıkışı ve makyaj için bekleme süresi yaklaşık 2 hafta, ağır egzersiz ve gözlük kullanımı içinse 4 ila 6 haftalık bir bekleme süresi gerekiyor. Burnun tamamen oturması ve nihai formuna ulaşması ise bir yılı buluyor.

9. Revizyon burun ameliyatı kaç kez yapılabilir? Tekrarlayan operasyonlara çok rastlanır mı?

Aslında bu sorunun kesin bir cevabı yok çünkü her hastanın burun yapısı ve geçirdiği cerrahiler farklılık gösteriyor. Ancak hastaların bilmesi gereken önemli bir nokta şu: Her yapılan revizyon, genellikle bir öncekinden daha zorlayıcı olması. Bu nedenle, her yeni ameliyat öncesinde burun anatomisindeki değişiklikler, dokuların dayanıklılığı ve gerçekten bir ameliyat gerekliliği olup olmadığı titizlikle değerlendirilmeli.

Revizyon sayısını etkileyen en önemli faktörlerden biri doku rezervidir. Yani burun içindeki kıkırdak ve yumuşak dokuların durumu. Her revizyonda bu dokular biraz daha azalır. Eğer yeterli kıkırdak kalmamışsa, destek sağlamak için kulak ya da kaburga kıkırdağı kullanmak gerekebilir. Deri kalitesi de önemli bir etkendir. Kalın burun derisine sahip hastalarda iyileşme sürecinde daha fazla şişlik görülebilirken, ince derili hastalarda en ufak düzensizlikler bile dışarıdan fark edilebilir hale gelir.

Bir diğer önemli konu ise skar dokusu. Her ameliyat, burun içinde ve dışında yeni yara dokularının oluşmasına yol açar. Bu da bir sonraki ameliyatın teknik zorluklarını artırır. Ayrıca tekrarlayan cerrahiler sonrasında burundaki kan dolaşımı zayıflayabilir. Bu durum hem iyileşme süresini uzatır hem de komplikasyon riskini artırır.

Sonuç olarak, ikinci revizyon ameliyatı oldukça yaygındır ve genellikle başarılı sonuçlar verir. Üçüncü veya dördüncü revizyon ise ancak ciddi fonksiyonel ya da estetik sorunlar varsa yapılmalı. Bazı hastalarda ise dördüncü ameliyatın ötesine geçmek mümkün olmayabilir çünkü bu noktada burun anatomisi stabilitesini yitirebilir. Bu yüzden her revizyon öncesinde detaylı bir değerlendirme yapmak gerekiyor.

10. Revizyon burun ameliyatı sonrası hasta ne yapmalıdır? Hastaneden eve çıktığı sürede itibaren uygulaması gereken standartlar nelerdir?

Revizyon burun ameliyatından sonra iyileşme süreci kadar, hastanın bu süreci nasıl yönettiği de sonucun başarısı açısından büyük önem taşıyor. Özellikle ilk 10 gün, en kritik dönemi kapsıyor. Bu dönemde hastaların bazı basit ama etkili kurallara dikkat etmeleri iyileşmeyi ciddi anlamda destekliyor.

Öncelikle, başın yüksekte tutulması çok önemli. Yatar pozisyondayken başınızı 30-45 derece yukarıda tutarak uyumak, ödemin ve morlukların azalmasına yardımcı olur. İlk 48 saat boyunca göz çevresi ve yanaklara, burna doğrudan temas etmeden buz kompresi uygulanması da şişlikleri azaltmakta önemli bir yöntem. Bu süreçte burna su değdirmemeye dikkat edilmeli; çünkü su, atel ve bantların erken düşmesine neden olabilir.

Hafif sızıntı şeklinde kanamalar olabilir; bu genellikle normaldir. Ancak şiddetli bir kanama olursa mutlaka doktora bilgi verilmesi gerekir. Burun içini nemli tutmak da iyileşmeyi kolaylaştırır; bunun için doktorun önerdiği tuzlu su spreyleri düzenli olarak kullanılması gerekir. Ayrıca burna hiçbir şekilde baskı uygulanmamalı; gözlük kullanılmamalı, ağır eşyalar kaldırılmamalı ve yüz üstü yatmaktan kaçınılması gerekir.

İlk iki hafta boyunca ağır fiziksel aktiviteler asla yapılmamalı. Spor, eğilme, ağır kaldırma gibi eylemlerden uzak durulmalı; burna darbe riski olan her türlü aktiviteden kaçınılmalı. Genellikle 10 ila 14. günlerde bantlar çıkarılır ve bu aşamada hafif makyaj yapılabilir; ama yine baskıdan kaçınmak gerekir. Gözlük kullanımı bu süreçte hala önerilmez; lens tercih edilmelidir.

İlk 1-3 ay arasında şişliklerin büyük kısmı, yani yüzde 70-80’i geçmiş olur. Bu dönemde spor yapılacaksa dikkatli olunmalı, burnu korumaya özen gösterilmelidir. Doktor önerdiyse hafif masajlar da bu süreçte düzenli olarak uygulanabilir.

Kısacası, iyileşmenin başarılı olmasında hastanın gösterdiği özen de çok önemli bir kıstas haline geliyor.

90'lı yılların yakışıklısıydı... İşte Kaan Girgin'in son hali... Erkeğin kalbine giden 12 öneri Kızılcık Şerbeti'nin Nilay'ı Feyza Civelek neden peruk taktığını Aslan burcu erkeğini etkileme yolları: Bu 15 öneriye dikkat! Ceyda Düvenci ve Bülent Şakrak ayrılığında şaşırtan iddia Yengeç burcu erkeğini 35 maddede etkileme sanatı